Riyâzü’s-Salihîn ve İmam-ı Nevevi

Dârülhadisler ve Hadis Hafızlığı

DÂRÜLHADİSLER

Yer, mekân, ev” gibi anlamlara gelen dâr ile hadîs kelimesinden oluşan dârü’l-hadîs “hadis okutulan yer” demektir. Bu müesseselere “dârü’s-sünne”, “dârü’s-sünneti’n-nebeviyye” veya “dârü’s-sünneti’l-Muhammediyye” adı da verilmiştir.

Dârülhadis adıyla müstakil bir öğretim müessesesi ilk defa Dımaşk’ta (Şam) kurulmuştur. Kurucusu olan Atabeg Nûreddin Mahmud Zengî’ye (1146-1174) nisbetle Dârü’l-hadîsi’n-Nûriyye diye adlandırılan bu müessese, büyük muhaddis ve tarihçi İbn Asâkir (ö. 571/1175) adına yaptırılmıştır (Ebû Şâme, I, 23; Makrîzî, II, 375; Nuaymî, I, 98-100). Dârülhadisin Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin zevcesi İsmet Hatun tarafından inşa ettirildiği görüşü tarihî gerçeklere uymamakla birlikte muhtemelen onun da bu müesseseye bazı hizmetleri olmuştur. Binanın kitâbesi mevcut olmadığı için yapılış tarihi belli değildir. Nûreddin Mahmud Zengî’ye ait tarihî binalar üzerine bir çalışma yapan Fransız müsteşriki Nikita Elisséeff’e göre dârülhadis 566 (1170) tarihinde inşa edilmiştir (Bulletin [1949-1951], s. 25). İbnü’l-Esîr, Nûreddin Mahmud Zengî’nin bu dârülhadis ve ayrıca hadisle meşgul olanlar için büyük vakıflar tesis ettiğini söyler (et-Târîhu’l-bâhir, s. 172). 16,30 × 17,20 m. ebadında bir bina olan Dârü’l-hadîsi’n-Nûriyye, 1893’te geçirdiği yangın sonucunda kuzey ve güney cephesindeki birkaç duvar dışında tamamen harap olmuştur.

Eyyûbîler ve Memlükler devrinde Dımaşk’ta yeni dârülhadisler kuruldu. Bunların bir kısmı dârülhadis olarak vakfedilmiş zengin konaklarıydı. Dımaşk’ın tarihî evlerinden bazıları, genellikle ortada havuzlu bir avlu etrafında dizilen odalar şeklindeki planlarıyla Nûriyye Dârülhadisi’ni andırmaktadır. Nuaymî, Dımaşk’ta kurulan on altı dârülhadisin adını vermektedir. Dımaşk’ta kurulan dârülhadisler içinde el-Melikü’l-Eşref Mûsâ’nın yaptırdığı Eşrefiyye dârülhadislerinin ayrı bir önemi vardır. Bunlardan Cevvâniyye 15 Şâban 630’da (27 Mayıs 1233) öğrenime açılmış, meşihatına tayin edilen büyük muhaddis İbnü’s-Salâh, sultanın da hazır bulunduğu mecliste hadis dersi takrir etmiştir. Kısa zamanda büyük üne kavuşan dârülhadisin hocaları arasında İbnü’s-Salâh’tan başka İbn Rezîn, Yahyâ b. Şeref en-Nevevî, İbn Hallikân, Ebû Şâme el-Makdisî ve İbn Hacer el-Askalânî gibi meşhur âlimler de bulunuyordu.

Nûriyye Dârülhadisi’nin ardından Suriye ve Mısır’da bu müesseselerin sayısı artmaya başladı. el-Melikü’l-Kâmil Nâsırüddin, Nûriyye Dârülhadisi’nden esinlenerek Kahire’de bir dârülhadis yaptırdı. Kurucusuna nisbetle Dârü’l-hadîsi’l-Kâmiliyye adıyla anılan ve 621’de (1224) tamamlanan bu müessesenin başına Ebü’l-Hattâb b. Dihye getirilmişti. Ondan sonra birçok meşhur âlim burada hocalık yaptı (Süyûtî, Ḥüsnü’l-muḥâḍara, II, 262).

VIII. (XIV.) yüzyılın sonlarında Kahire’de bulunan yetmiş üç medresenin ikisi dârülhadisti. Kudüs’te de bir dârülhadis vardı. Bunların sayısının daha sonraki asırlarda arttığı muhakkaktır. Evliya Çelebi Mısır’da 860, sadece Ezher Camii etrafında ise kırk dârülhadisten söz eder (Seyahatnâme, X, 232-233). Mübalağalı gibi görünen bu rakama camilerdeki hadis meclisleri de dahil edilmiş olmalıdır. Nitekim Evliya Çelebi İstanbul’dan söz ederken bütün selâtin camilerinde Buhârî, Müslim ve Meşârıḳ’taki (Meşâriku’l-envâr) hadislerin okutulduğunu söyler ve medrese dışında kaydıyla üç dârülhadisin adını verir (Seyahatnâme, I, 318).

İstanbul ve Anadolu’da da Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde zamanın devlet ricali tarafından yaptırılmış çokça darülhadis bulunmaktadır. Bunların arasında en meşhurları  Konya İnce Minareli Medrese , Sivas Gökmedrese , Edirne Dârülhadis Medresesi ve İstanbul Süleymaniye Dârülhadisleridir.

DARÜLHADİSLER’DE HADİS EĞİTİMİ VE HADİS HAFIZLIĞI

Günümüze ulaşan vakıf belgeleri dârülhadislerin idaresi hakkında genel bir fikir vermektedir. Dârü’l-hadîsi’l-Eşrefiyyeti’l-Cevvâniyye’de çalışanların başında, İmam Sübkî’nin naklettiği vakfiyesine göre (Fetâvâ, II, 108-115) nâzır adı verilen bir görevli bulunmaktaydı. Nâzırın müesseseyi idare etmek, vakfedilen mülklerin gelirlerini toplayıp gereken yerlere harcamak, dersleri kontrol etmek, maaşları dağıtmak gibi görevleri vardı. Dârülhadisin imarı, tefrişi, temizliği, aydınlanması ve diğer ihtiyaçlarının temini, bunun yanında vakıf gayri menkullerinde çalışanların geçiminin sağlanması da nâzırın görevleri arasındadır.

Öğretim üyeliği derecelerinin en yükseği olan dârülhadis meşihatına bilhassa hadis ilminde en üst seviyede olanlar, rivayet ve dirayet ilmini en iyi bilenler tayin edilirdi. Bunların aldığı maaş diğer müderrislerin maaşından fazla idi.

Dârülhadis mescidinde namaz kıldırmak ve şartlarını haiz ise kırâat-i seb‘a okutmak üzere bir imam tayin edilirdi. Mescidde ayrıca bir de müezzin vardı. Dârülhadiste ayrıca hadis kārii bulunurdu.

Suriye bölgesi dışından “âlî isnad” elde etmek için gelen şeyhler dârülhadiste misafir edilirdi.

Hadis öğrencilerinin aylık bursları gayretleri oranında arttırılır, hadis kitaplarından birini ezberleyecek kadar çalışkan olanlar nâzır tarafından ödüllendirilirdi. Hadis dinleyenlere de teşvik için ayda belli bir miktar verilmekle beraber kabiliyetlerine göre bu miktar artırılırdı. Buna karşılık vakfiyelerde sayıları onla sınırlandırılmış olan kırâat-i seb‘a öğrencilerine aylık burs verilirdi.

Dârülhadis kütüphanesindeki kitapları muhafaza etmek, bunları okuyuculara çıkarmak, eserlerin tamiri ve yeni kitap sağlanması için nâzıra bilgi vermek gibi görevleri olan memurlar bulunurdu.

Dımaşk dârülhadislerinde Ṣaḥîḥayn, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî’nin sünenleri, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’i gibi meşhur hadis kitapları yanında fıkıh, tefsir ve kırâat-i seb‘a da okutulurdu. Buralarda okuyan öğrencilerin arasına girebilmek için genel eğitim veren medreselerde belli bir seviyeye kadar çıkmak gerekiyordu.

Kaynak: Nebi Bozkurt , TDV İslam Ansiklopedisi – Ali Yardım, TDV İslam Ansiklopedisi